top of page

Boşanma Durumunda Ortak Velayet

Yazarın fotoğrafı: Av. Elif Kurşun
Av. Elif Kurşun
17 Eyl
3 dakikada okunur

GİRİŞ

Boşanma kararının eşler bakımından doğurduğu sonuçlardan biri de müşterek çocukların velayetinin hangi ebeveynin üzerine bırakılacağının belirlenmesidir. Türk hukukunda boşanma sonrasında anne ve babanın velayeti birlikte kullanıp kullanamayacağı uzun yıllar tartışılmış; doktrin ve Yargıtay uygulamasında konuya ilişkin farklı görüşler ortaya çıkmıştır.


4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 335. maddesinde “Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır.” düzenlemesine yer verilmiştir. TMK m. 336'da ise evlilik devam ettiği sürece ana ve babanın velayeti birlikte kullanacağı, boşanma hâlinde ise velayetin çocuğun kendisine bırakıldığı tarafa ait olacağı düzenlenmiştir.


4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'ndaki bu düzenlemeler nedeniyle Türk Hukukunda boşanma sonrasında velayetin yalnızca anne veya babadan birisine bırakılması gerektiği uzun süre kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında da ortak velayetin Türk hukukunda mümkün olmadığı ve kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği yönünde kararlar verilmiştir.

Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2017 tarihli, 2016/15771 Esas ve 2017/1737 Karar sayılı kararı ile bu yaklaşım değişmiştir.


ORTAK VELAYET NEDİR?

Ortak velayet; boşanma sonrasında anne ve babanın, velayet hakkını evlilik birliği içerisinde olduğu gibi birlikte ve eş zamanlı olarak kullanmasıdır. Başka bir ifadeyle, çocuğun bakım, eğitim ve yetiştirilmesine ilişkin kararların anne ve baba tarafından birlikte alınmasıdır.


Bu noktada ortak velayet ile çocuğun anne ve baba yanında dönüşümlü olarak kalması birbirinden ayrılmalıdır. Ortak velayet, tek başına çocuğun belirli dönemlerde anne, belirli dönemlerde baba yanında kalacağı anlamına gelmemektedir. Müşterek çocuğun fiziki yerleşim yeri taraflardan birinin yanına bırakılsa da esas olan, velayet hakkının anne ve baba tarafından birlikte kullanılmasıdır. Velayet hakkının kullanılmasında temel amaç ise anne veya babanın haklarının korunması değil, çocuğun üstün yararının gözetilmesidir.


YARGITAY'IN ORTAK VELAYETE İLİŞKİN YAKLAŞIMI

Ortak velayet bakımından önemli değişikliklerden biri Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2017 tarihli, 2016/15771 Esas ve 2017/1737 Karar sayılı kararı ile ortaya çıkmıştır. Anılan kararda Yargıtay, ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı ve Türk toplumunun temel yapısı ile temel çıkarlarını ihlal etmediği sonucuna varmıştır.


Bu karar, boşanma sonrasında ortak velayetin mutlak olarak hukuka aykırı olduğu yönündeki önceki yaklaşım bakımından önemli bir değişiklik meydana getirmiştir. Böylece ortak velayet kurumunun, somut olayın özellikleri ve özellikle çocuğun üstün yararı dikkate alınmak suretiyle uygulanabilmesinin önü açılmıştır.


ORTAK VELAYETTE ÇOCUĞUN ÜSTÜN YARARI

TMK m. 182 uyarınca boşanma veya ayrılığa karar veren hâkim, çocukların durumunu ve ana ve baba ile kişisel ilişkilerini düzenler. Bu düzenleme yapılırken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas alınır.


Türk Medeni Kanunu'nun velayete ilişkin hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, velayete ilişkin düzenlemenin merkezinde ebeveynlerin taleplerinden ziyade çocuğun üstün yararının bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla tarafların ortak velayet konusunda anlaşmış olmaları hâlinde dahi hâkim, bu düzenlemenin müşterek çocuğun menfaati bakımından uygun olup olmadığını değerlendirmelidir. Anne ve babanın birlikte karar alabilmesi, çocukla ilgili meselelerde iletişim kurabilmesi ve ortak bir ebeveynlik düzenini sürdürebilmesi bu değerlendirmede önem taşımaktadır.


Buna karşılık, ebeveynler arasında çocuğu olumsuz yönde etkileyecek nitelikte yoğun bir çatışmanın bulunması veya ortak velayet düzeninin çocuğun yararına olmayacağının anlaşılması hâlinde mahkemece tarafların ortak velayete ilişkin taleplerinin reddedilmesi mümkündür.


SONUÇ

Türk hukukunda boşanma sonrasında ortak velayetin mümkün olup olmadığı konusunda geçmişte benimsenen katı yaklaşım, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2017 tarihli, 2016/15771 Esas ve 2017/1737 Karar sayılı kararı ile önemli ölçüde değişmiştir. Ortak velayetin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmadığı kabul edilmiş ve somut olayın özelliklerine göre ortak velayet kurumunun uygulanabilirliğinin önü açılmıştır.


Bununla birlikte ortak velayet, boşanmanın doğal ve zorunlu bir sonucu değildir. Her somut olay bakımından anne ve babanın koşulları ile çocuğun ihtiyaçları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.


Sonuç olarak boşanma sonrasında velayet düzenlenirken belirleyici olan, ebeveynlerin kişisel taleplerinden ziyade çocuğun üstün yararıdır. Ortak velayet kurumu da ancak bu temel ilke ile bağdaştığı ölçüde uygulanabilecek bir hukukî kurumdur.



İnternet sitemizde yer alan bilgiler Kurşun Hukuk & Danışmanlık tarafından, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği’nin meslek kuralları bağlamında sadece bilgi amaçlı olarak temin edilmektedir. Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Elif Kurşun’a aittir.

 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page